banner59

Ecekonomide dördüncü yazıma başlamadan önce dört rakamına büyük bi sempati duyduğumu ve hayatıma uğurlu geldiğini belirtmek isterimm.. Bu yüzden bu hafta çok sevdiğim bi konuda köşe yazmak istedim. Yani Atatürk dönemi ekonomisi. Dönemin ekonomisi hakkında edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmaya başlamadan önce kendisinin ışıklı yolundan hiç bi zaman ayrılmayacağımı da belirtmek isterim… Gelelim dönemin ekonomisine. Dönemin ekonomik değerlendirmesini yapabilmek için önce Türkiye Cumhuriyetinin geçmişten gelen ekonomik tablosunu anlamak gerekir. O zamansaa başlayalım: Osmanlı İmparatorluğu ekonomik anlamda çökmüş durumdaydı, dönemde yaşanan savaşlar sonucunda iç kaynakları yetersiz kalmış ve yüksek oranda borçlanmaya gitmişti. Ülkede birçok iş sahası kapanmış, üretken erkek nüfusu azalmış ve göçler nedeniyle de işsizlik artmıştı. Bütün kaynakların ordunun hizmetine sunulması bu kaynakların tükenmesine neden olmuştu. Böyle bir ortamda başlayan ve dört yıl süren Kurtuluş Savaşında yine bütün kaynaklar kullanılmış, her işin Devletten beklenildiği uzun ve zor bir dönem başlamıştı. Devlet okul, hastane, yol yaparak ülkeyi yeniden inşa etmeyi planlıyordu.  Savaştan yorgun çıkmış birimlerin birbirlerini tanımalarını sağlamak, iktisadi konular üzerine dikkat çekmek ve uygulanacak olan ekonomi politikalarını belirlemek için İzmir’de Türkiye İktisat kongresi toplanmıştı(17 Şubat-4 Mart 1923). Ülke için birçok değişimi uygulamaya koyan İzmir İktisat Kongresini ayrı bir yazıda anlatmak daha doğru olacaktır fakat bu kongre ekonomimize faydalı olabilecek özel sermayenin girmesine izin verileceğini belirtmiştir. Ancak dönemde ülkemize sermaye girişi olmamıştır. Kongrede öncelikli hedef sanayileşme başta olmak üzere tarım ve hizmet sektörünün geliştirilmesidir. İzleyen yıllarda Türk ticari ve sanayi hayatını finanse edecek bazı bankaların kurulduğu gözlenmiştir. Bunlar Türkiye İş Bankası, Türkiye Sınai ve Maadin Bankası, Türkiye Sanayi Kredi Bankası, Emlak ve Eytam Bankası, yeniden düzenlenmiş Ziraat Bankası ve T.C. Merkez Bankası’dır. Bu dönemde yine Osmanlı İmparatorluğu’ndan süregelen vergiler düzenlenmeye çalışılmıştır. Vergilerin en önemlilerinden birisi olan Aşar Vergisi(%10 vergi) de yürürlükten kaldırılmıştır. Devletin dönemdeki ekonomik faaliyetlerinden birisi de ulaştırma alanında olmuştur. Demiryolları, deniz ulaşımı, havacılık alanlarında yeni gelişmeler yaşanmıştır. Ülkemizin iktisadi açıdan kalkınabilmesi için sanayileşmesi zorunluydu. Bu amaçla Teşvik-i Sanayi Kanunu(1927)  gözden geçirilerek kapsamı genişletilmiştir. Sonuç olarak Türkiye Atatürk döneminde ekonomik kalkınma mücadelesine fazla olumsuz koşullarla başlamıştır. Kalkınma modelini Türk Devriminin ruhuna uygun tarzda belirlemiştir. Türkiye 1930 yılının sonrasında kendisine uygun  modeli deneme-yanılma yollarıyla belirlemiş, Atatürk’ün önderliğinde Devletçilik politikası ile hızlı bir sanayileşme sürecine girmiştir…

DEVLETÇİLİK: Özel sektörün yetersiz kaldığı yerde yatırımların devlet tarafından yapılmasını  öngören ekonomik bir ilkedir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol