banner59

     Son günlerde şehrin cadde ve sokaklarını süsleyen koca koca afişler görüyorum… O yok bu yok diye… sonrada diyoruz ki Çanakkale ürünleri piyasada yer bulamıyor diye... Buna kim izin veriyor Allah aşkına. Siyasi polemik haline gelmeye devam eden şu su nöbetleri bitti galiba, sesleri solukları çıkmaz oldu.  Şimdi onun yerini zeytin yağı yok, Lapseki kirazı yok, Bayramiç Beyazı yok afişleri aldı. Daha geçtiğimiz günlerde STK’lar açıklama yapmadı mı? ‘Altın Madenlerinden çok siz zarar veriyorsunuz’ diye. Çanakkale’nin ürün çeşitliliğine, ihraç edilen marklarına zarar vermiyor musunuz bir düşünün….  Ben dışarıdan gelen biri olsam, bu afişleri görsem, kulaktan dolma bilgilerle öğrenmeye kalksam, ne Gülpınar’dan Domates yerim, ne Lapseki’nin çay bardağını kıskandıran kirazını alırım, nede dünyanın ta öteki ucuna giden Ezine peynirini soframa korum. Tamam hukuki anlamda varsa bir zemin hep birlikte savunalım, ama bu şehre zarar verecek hareketlere ne gerek var. Sonrada ekonomik kriz var onu yapamıyoruz bunu yapamıyoruz, ama Fazıl Say için piyanoyu çaldırıyoruz. Oh ne ala… Efendiler bu iş böylemi olmalı. Şehrin tanıtımı böylemi yapılmalı. Çanakkale merkez ilçe belediye başkanı olmak demek tüm şehri kapsamak demektir. Geyikli’nin kumunu, Asos’un havasını, Troya’nın atını anlatmakla biter mi bu şehir. Bak Yenice’nin çileği var, Ayvacık’ın domatesi, Ezine’nin peyniri, Bayramiç’in elması, beyazı, Umurbey’in şeftalisi, Lapseki’nin kirazı, Gelibolu’nun sardalyesi, Geyikli’nin zeytini, zeytin yağı… Acaba zamanında nükleer kaza nedeni ile bulaştı denilen çayı içmediniz mi, yapmayalım. Bu şehrin marka değerlerine zarar vermeyelim. Bakın bu yaptığınızı koyca anlatayım size. ‘Su uyur, marka hırsızları uyumaz’. Hadi kalın sağlıcakla.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol