Gel vatandaş gel…..

Bu sözü ne zaman duysam sabahların sert ama heyecanlı koşuşturması gelir aklıma, simit olur bu koşuşturmada, birde sıcak bir çay hazırlıkları hareketlendirir.

Tezgaha özenle dizilir ürünler, nasırlı ellerin hüneri ile.

Birde sıcak, soğuk demeden emeğini tezgaha taşıyanların, evlerine alın teri ile kazandıklarının helal lokmasının çocuklarına pay etme samimiyetidir ‘Pazar’ tezgahlarına taşınan. Dün Çanakkale kapalı pazaryerinde Pazar pazarını dolaştım tezgah tezgah….

Aman Allah’ım fiyatlar göz kamaştırıyor, bunlar tarlada yada serada yetiştirilmemiş sanırım… Altın kaplı saksılarda saray rahatlığında yetiştirildi sanki. Hele domates kendini kafdağı padişahı sanıyor, heybete bakar mısınız. Dün 2 tl ye almadığımız pırasalar yan yana karedeniz horonu oynuyor mübarek, e fiyat 8 tl olunca ne yaparsın püskülü kalkmış… Çarlistonu, kapyası, sivrisi, kılı derken karma takım gibi fiyat 16 tl’yi bulunca. Karnı bahar kabar kabarmış, heyt be neymişim ben diye. Yok mu kardeşim ucuz bir şey diyeceksiniz ama ıspanak 8, pazı demeti 3 tl olmuş. Elimde kocaman Pazar arabası içine fare düşse kafası yarılır. Patates çakıl taşı kadar kilosu 3 tl, soğanı sormayın küçük altın gibi. 5 tane ürün aldım çoğu meyve, yumurta ucuz köylü teyzemde. Tatlı kabağı üvey evlat gibi kilosu 1,5 tl. He bu arada pazarda sütte satılıyordu, peynir daha ucuz ondan.

Eskiden evine et, balık, tavuk alamayanların derdi dinlenirdi, rahmetli babaannem derdi, “Et mi yerdik koçum fakirdik” diye. Yemin ediyorum artık onlar ucuz. Bu arada sevgili muhabir kardeşim Murat Westerveld’in esprisidir, ‘Et Yok Et’.. 

Pazarın çıkışında kürsü kursalar cidden altın madalya takacak insan bulamazlar, dedim ya pazar yapıp çantasını doldurana Altın Madalya Takacaklar.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol