banner52

Manzarayı bilirsiniz. Maçlar sona erer, özellikle pazar akşamları televizyon spor programları ile dolar. Hakem hocaları ve eski futbolcular bu ortamın tartışılmaz liderleridir. Önemli kararlar, kırmızı kartlar, kaçan düdükler onlarla yorumlanır. Televizyonda futbol yorumculuğu özellikle son on yıldır altın çağını yaşıyor. Maçlardan sonra çoğunlukla her biri bir takımın taraftarı olan yorumcular eyyam yaparak maçları yorumluyorlar. En önemli özellikleri bir dediklerinin bir dediklerini tutmaması ve bundan da en ufak bir rahatsızlık duymamaları. Hemen hemen tümünün ortak ilkesi kaybedeni yerin dibine geçirirken,kazananı göklere çıkarmak. Sürekli hakemleri eleştirerek hiçbir maç sonucunun adaletli olmadığının altını çiziyorlar. Futboldan sadece futbolcuların ve teknik direktörlerin para kazandığı dönem çok geride kaldı. Yeşil sahaya aktarılan kaynaklar arttıkça, futbolun çevresindeki iş kollarında da yeni gelir kapıları açılıyor. Son 10 yılda Türkiye’de futbol yorumculuğu çok önemli ücretlerin ödendiği bir sektör haline geldi. Özellikle eski futbolcular ve hakemler anlaşmalı oldukları TV kanallarından yüksek ücretler alıyor. Öyle ki; yıldız yorumcuların yıllık ücretleri,bir milyon lira sınırına dayandı. Bu yorumcuların ücretleri 3 büyüklerde forma giyen bazı oyuncuların ücretini bile geride bırakıyor. Futbolumuz da spor yazarlarının ve televizyondaki futbol yorumcularının etkileri bariz bir biçimde artıyor. Zira yorumculuk sadece kendi fikirlerini beyan etmek değildir. Seni izleyen, dinleyen, okuyan kimselere de bir bakış açısı, yorum gücü kazandırmaktır. Maç sonu yorum programları neredeyse maçtan daha çok seyrediliyor Bazısı eski futbolcu, eski hakem, eski teknik direktör. Bazısı da futbol geçmişi olmayan iş adamı. Peki sizce en iyisi kim? Bence en iyi diye bir şey yok. Duruma göre değişenler var. Çoğunluğunun futbol hakkındaki yorumları dört büyüklerin maçlarıyla sınırlı. Bunun dışında, dünya futbolunda ne olup biter pek ilgilenmezler. Dört büyükleri doğru düzgün eleştirebilseler tamam diyeceğim ama,onu da yapamazlar. Futbol oynamamış olsa bile,akademik altyapısı olan,eli kalem tutanlar da var aralarında. Tabi bu tanımlama da dünya standartlarında geçerli olabilecek bir genellemeyi içeriyor. Peki ülkemiz de futbol yorumcularının profili nasıldır? Hıncal Uluç; Tek kelimeyle megaloman. Ustanın yorumcu kişiliğinin %99’u ego ve demogoji,kalan %1’i futboldur. Erman Toroğlu;Kahvehane ağzıyla konuşan futbolumuzun stand-up'cı abisidir. Ahmet Çakar;doğru dürüst bir pozisyon yorumladığı görülmemişti. Ömer Üründül;Bloklar arası mesafe ayarlayıcısıdır. .Rıdvan Dilmen Gökmen Özdenak Sinan Engin İlker Yağcıoğlu Kaya Çilingiroğlu Rasim Ozan Kütahyalı …..ve daha bir sürü. saymakla bitmez. Bir de bunların kendi özelliklerine bakmadan vardıkları analitik sonuçları vardır. neymiş onlar? Bakalım! -Efenim! Uluslararası arenada neden Türk hakemleri yokmuş?Niyeymiş de böyleymiş? -Futbolcularımız asosyal ve kültürsüzmüş (bak sen) -Takımlarımız bir türlü kurumsal olamıyorlarmış, -Günlük kararlarla yönetiliyorlarmış, -Avrupa seviyesinde futbol oynayabilmek için,önce avrupalı gibi düşünmek lazımmış(bak biz bunu hiç düşünmemiştik) Takım maça kötü başlamıştır 10 dakikada 2-0 geriye düşmüştür. yorumcu ordan atlar "maça çok kötü başladık, bloklar arası yardımlaşma hiç yok, kanatlarda oynayan oyuncular beklere yardıma gelmiyorlar"vs. vs. Sanki biz körüz anasını satayım! Futbol yorumculuğu çıkıp maç boyunca konuşmak, her pozisyona bir yorum yapmak değildir. Bir maç yorumcusunun spikerden fazla konuştuğu başka ülkede görülmemiş bir şeydir herhalde. Yeter artık ya! Bir zevkimiz futbol,onda da maçta spikerin sustuğu her anı değerlendirmeye çalışıyorlar. Meclis karar falan alsın, federasyon bir şey yapsın, hiç olmadı,rütük bir işe yarasın da bunlara konuşma sınırı koysun. Maç bitmiş olan biteni saatlerce bize anlatıyorlar. Ya tamam, izledik gördük herşeyi, sen ne anlatıyorsun daha bize.. Oyuncu değişikliğinde hata yaptı, geç kaldı! En kolay iş yorumcunun.Maç döndüyse çok doğru yaptı, maç gitmişse geç kaldı, hata yaptı vs vs "Üç İhtimalli bir maç" klişesi var birde! Hiç kuşkusuz futbol tarihimizin en önemli analizi bu cümlede saklıdır. Kritik maçlardan önce,otoritelerimiz maçın sonucunu tahmin etmenin ne kadar zor olduğunu vurgulamak için dahiyane bir çözüm bulmuşlardır. "Üç ihtimalli bir maç". Felsefi bir yanı da olan bu dahiyane analizin 2018 yılında bile, kendine yer bulduğunu eklemeden geçemicem. "Eyyam Yapıyorlar". Tanıdık geldi değil mi? Hangi konu olursa olsun, bir futbol programında eyyam sözcüğünü kullandığınız an galip gelirsiniz. Zira kimsenin tam olarak anlamını bilmediği bu kelime, özellikle hakemler, yöneticiler ve federasyon yetkilileri için kullanılır. Eyyamcıyım, eyyamcısın, eyyamcı. Peki kim bu eyyamcı? Daha doğrusu ne demek? Kimse bilmez. (Günün koşullarına göre davranan kimse )anlamına geliyormuş. Böyle deyince karizma olmadı değil mi? Eyyam daha gizemli. Her boş kaldığımız anda kullanmaya devam. "Verse Bir Şey Diyemezsin" "Tatlı Sert Bir Mücadele" "Avrupa’da Böyle Değil" "Hoca Türkiye’yi Tanımıyor" "Ben Bir Duyum Aldım" Saatlerce yayınlanan 150 ye yakın spor programlarında genelde duyduklarımız, maalesef bunlar.. Futbol yorumcuları, futbola değer katabilmeli. Ali Ece ve Uğur Meleke gibi dünya futbolunu takip eden, entelektüel futbol yorumcularını ekranlarda görmeye daha çok ihtiyacımız var. Özellikle ali ece'yi çok beğendim ben. futbol yorumcusu dendiğinde aklıma ilk gelen isimdir Ali ece'yi salt futbol yorumcusu olarak görmemek lâzım. Adam 1998 şampiyonlar ligi finalinde, sağ ayaklı stoperin,,sol ayağıyla yaptığı ortadan falan bahsediyor anasını satayım. Bu ülkede futbolu seven ve iyi bir seyirci olan herkes diğerleri kadar yorum yapabilir. futbol konusunda iyi kötü kendi yorumları olan biriyseniz eğer, her konuda sizin düşüncelerinize uyacak biri asla olamaz. Yani en mükemmel futbol yorumcusunu tarif etseniz, çıkan sonuç sanırım kendiniz olursunuz. Yazıyı sonuna kadar okuduysanız, lütfen yazının başlığını siz atın!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
ERKAN KARTAL 2018-02-13 10:49:53

hocam kalemine sağlık günümüz futbolunda gerçekten çok iyi bir noktaya değinmişsiniz bence bu yazının başlığı TÜRK FUTBOLU NEREYE GİDİYOR avrupa futbolunu her geçen zaman üstününe koyarak geliştiriyor ilerletiyor bizde bırak ilerletmeyi ticari olarak yazınızda bahsettiğiniz gibi daha farklı yollardan maddiyatin peşine gidiyoruz.

Avatar
ARAS PEREKLI 2018-02-13 10:53:04

Aferin Ahmet
İSTERSEN BİR ARA BEN BU TÜR YAZIYA ''AYNA'NIN ARKASINDAKILER'' DEMİŞTİM YİNE ÖYLE OLSUN. TARİFLEMELERİN YERİNDE TESBİT DOĞRU. NE YAPARSİN Kİ SEKTÖR MUSAİT AĞZI OLAN KONUŞUYOR. YA SEN TOPU GİRSE KABAK ZANNEDEN LERİN FUTBOLCULARA ''ÖN DİREK ARKA DİRK ORTA'' TARİFLERİNİ DUYDÜN MU....GÖZLERİNDEN ÖPERİM. .DEVAM ET.

Avatar
Necati topcu 2018-02-13 18:54:53

Ne deyim abi söylemek istediklerimi düşünceleri kaleme almışsın bunlar nekadar az konuşurlar okadar türk futboluna faydalı olurlar az ve öz konuşsunlar bunlar cok konuştukça bizim lahana corbasına dönüyor