banner59

Çocukları koruyabilmek, insanlığın en büyük sorunlarından biridir.  Spor alanları da maalesef bu korumasızlıktan muaf değil. Devlet dâhil hiç kimse çocuğu tek başına korumaya muktedir değildir.

Önümüzde bir yol var!

Bu yolda taş ve kayalar  olduğunu biliyoruz ama, bu yolda nasıl yürüyeceğimizi bilmiyoruz.

Birileri  önümüzdeki bu taş ve kayaları kaldırmalı. Kaldırmalı ki  koşabilelim. Çocuklarımız koşabilsin.

Bu işi sağlıklı yapabilmek için resmi iyi görmeliyiz. Çocukları koruyabilmek için "ilme" ihtiyacımız var.

Bu sebeple uzmanlarla çalışmalıyız. Altyapıda oynayan çocuklarımız tehdit içermeyen spor ortamları sahip olmalılar.

Önce, çocuklarımıza risk oluşturacak unsurları bulmalıyız. Futbolun kendi temel becerilerinin yanı sıra zihinsel direnci yapılandıracak, doğru, tehditkâr olmayan mutlu bir spor ortamı inşa etmek zorundayız

Bu çok önemlidir.

"Çocukları koruma, futbolun performans gerçeğiyle bir çocuğun çocuk olma hakkının tam ortasında durur"…

Çocuğun içinde olduğu aile, kulüp ve kendi üçgeni içerisinde bütün bu olguların ilk önce önleyici çalışmalarını, bilahare koruyucu çalışmalarını yapmak gerekir. Aileler, çocuklarını antrenörlere emanet ediyor.  Hayatını insan yetiştirmeye adayan binlerce antrenör var. İlk önce antrenörlerimizi donatmalıyız. Eğitmeliyiz..

"Titri" ne olursa olsun her antrenörün bilgiye ihtiyacı vardır.

Hele hele konu çocuklarsa!!

Önce antrenör eğitimleriyle işe başlamalıyız. Eğitici ne kadar donanımlıysa, çocuklarımız o kadar güvendedir. Böyle olunca sadece çocuğu korumayız.

Çocuğa hizmet verecek, yardım edecek, iyilik yapmak isteyen herkesi de korumuş oluruz..

  Kesin olan tek bir şey var.

Bir çocuk hasar görmediyse baştan onu zarardan korudunuz demektir.  Ancak, bir şeyleri önceden  önlemeliyiz. Çocuklarımızın spor yaptıkları sahaların, kullandıkları ekipmanların iyileştirilmesi konusunda daha duyarlı olmalıyız. Çocuklarımızın  en mutlu olduğu "oyun alanları"nı, onların can güvenlikleri için şekillendirmeliyiz. Bilgiyi işleme konusundaki çok yönlü olmalıyız. Bir çocuğun hayatı, 5x2 metre'lik bir kale direğine bağlı olmamalı!

Olmamalıydı!!

Muharrem Ege, içimizi yakan en son çocuğumuz oldu!

Son golünü atamadı. Melek oldu! Geç kaldık Muharrem Ege'ye. Geç kaldım yazmaya! Ne yazılır ki artık!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol