banner52

Ülkemizde sürekli siyasetin spora karıştığı ile ilgili şikayetlere şahit oluruz.

Bunu da garipser, hatta bunun üzerine programlar yapar; spor yazarları ile TV’lerde görüş dinleriz. Ben ise bu işte bir ‘kavram karışıklığı’ olduğu noktasında kesin kanaat sahibiyim.

Bildiğiniz üzere ülkemiz Türkiye’de tüm demokratik ülkeler gibi, siyasi partilerin oluşturduğu hükumetlerle ‘yürütme’ denen erki oluşturur.

Olmazsa olmaz...

Bu ülkeyi yürütecek olan yapı ise ‘Türkiye’yi çağlar üzerinden atlatarak’ her sektörde başarıyı yakalayacak beş yıllık planlar yapar.

Bu planların içinde eğitim, sağlık, güvenlik, sanayi olduğu gibi spor da olmalıdır. Sporda da bu yürütmenin planı yapması kadar doğal ve tabii bir durum olamaz.

Şayet Devlet ve Yürütme; Türk sporuyla ilgili bir plan dahilinde hareket etmiyorsa görevini yapmıyor demektir. İşte bu noktada bu görevin ifası da ‘siyasetin spora müdahalesi’ şeklinde asla değerlendirilemez.

Peki ya bizdeki şikayetler ve kaynağı? Biz de spor entellektüelleri ya da bu sektörde ‘tırnakları toprak tutanlar’ esasen görevin yapılıp yapılmadığına bakmak yerine ‘spora siyaset karışıyor’ diye bas bas bağırıyor.

Koordine ekibi yok

Ben de diyorum ki; Türk sporunda ileriye yönelik bir plan olmadığı gibi bu planlamayı yapacak teknokrat ekip ve onları koordine edecek unsur da yok.

Ayrıca kulüp yöneticilerinin ve kurumların yürütme mensupları ile kurduğu ilişki saygıdeğer değil... Hastalık bu. Ezcümle sporda ‘devletin planlama görevi ile siyasilere kurulan seviyesiz ilişki’ karıştırılmaktadır. Bu çizgiyi yakalamadan da bu anlamsız tartışma sürer gider...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol