Saklı pay, kendi gözlemlerime göre ve dava sayılarına göre miras hukukunda uyuşmazlıklara en çok konu olan dava konusudur. Daha doğrusu bu tür davalara mirasçıların saklı pay ihlalleri konu olmaktadır. Saklı payı kısaca ve basitçe tanımlamak gerekirse; saklı pay bir kişinin (mirası bırakanın) sahip olduğu malvarlığı hakkında bazı satış veya bağışlama vb. işlemleri yapamamasının sonucunda bu işlem yapılamayan kısma verilen addır. Yazının ilerleyen bölümünde saklı payın miras bırakan tarafından harcanmasını örneklerle açıklayacağım için bu tanımın açılımını bu kadar yapmayı yeterli görüyorum.

Her miras sahibi saklı pay oranına sahip değildir veya her saklı pay sahibi aynı oranda saklı paya sahip değildir. Bu kişiler ve oranlar kanunda açıkça belirtilmiştir. Medeni kanuna göre en fazla saklı paya sahip mirasçılar altsoy mirasçılarıdır. Bu altsoy mirasçıları çocuklar eğer çocuklar hayatta değillerse torunlar şeklinde tanımlanabilir. (Saklı pay oranı tüm altsoylar arasında bölüştürülmek üzere ½ şeklindedir.) Diğer bir saklı pay sahibi ise eştir. (Sağ kalan eşin çocukları olması halinde saklı pay oranı ¾ bu oran çocukların olmaması ancak miras bırakanın ana veya babasının sağ olması durumunda da aynıdır. Ancak ne çocuk ne de ana baba varsa her ne kadar büyükanne veya büyükbaba hayatta olsa da eş tek başına saklı pay sahibi olacaktır. Görüldüğü gibi eşin durumunu böyle soyut kavramlar üzerinden anlatmak zor olmaktadır.) Diğer bir saklı pay mirasçıları ise eğer hayatta iseler miras bırakanın anne ve babasıdır. (Oranları ise her biri için 1/8’dir. Şunu belirtme fayda var ki ölen kişinin çocukları veyahut torunları varsa anne ve babası mirasçı olamaz.) Kanunda yapılan 2007 yılındaki değişiklik ile artık kardeşler saklı pay mirasçısı olmamaktadır. (Ama bir kişinin çocukları veya eşi hiç olmamışsa veya hayatta değillerse aynı şekilde anne ve babası da hayatta değilse kardeşler normal bir mirasçı olabilecektir. Yani mirasçı olsalar bile kişi sağlığında tüm malvarlığını en sevdiği yeğenine veya Kızılay’a bağlayabilecektir. Kardeşlerin kişinin ölümünden sonra bir talep hakkı olmayacaktır.)

Tüm bu teorik bilgilerden sonra somut açıklamalar yapmak istiyorum. Yani bir kişi hayattayken malvarlığı ile ne yaparsa mirasçılarının saklı payına saldırmış olur ve mirasçıların miras bırakan öldükten sonra dava açma hakları doğar? Saklı pay ihlalinin en tipik örneği kişinin çocuk veya çocuklarından mal kaçırmak için bir başka çocuğuna veya üçüncü kişilere yaptığı bağışlamalardır. Bu bağışlama uygulamada satış olarak gösterilip mal kaçırılmaya çalışılsa bile ileride bu durum ispat edilebilmekte ve süresiz bir şekilde o mal yeniden malvarlığına döndürülebilmektedir. Eğer yapılan işlem gerçekten bağışlama ise çocuklara yapılan da durum farklı üçüncü kişilere yapılanlar da durum faklı olacaktır. Çocuklara yapılanlar da bir süre sınırı olmaksızın her zaman yapılan bağışlamalar malvarlığına döndürülebilir. Ancak üçüncü kişilere yapılanlar da ise miras bırakanın ölmeden önce 1 yıl içinde yaptığı bağışlamalar malvarlığına geri döndürülebilecektir. Kanunda günümüzün gerçekleri göz önüne alınarak nelerin çocuklara yapılan bir bağışlama olabileceği yazılmıştır.

Örnek vermek gerekirse kişi sağlığında bir çocuğuna çeyiz adı altında evliliği için çok fazla masraf yapmışsa diğer çocuk veya çocukların talepleri halinde bu yapılan çeyiz masrafları malvarlığına döndürülebilecektir. Çanakkale’de son yıllarda eğilim haline gelen evlenirken çok fazla altın takmak modası bu kapsamda olağandışı hediye olarak değerlendirilebilir. O yüzden ailelerin bir çocuğuna bu tarz hediyeler alırken ileride diğer çocuklarının buna itiraz edebileceğini unutmamaları gerekmektedir. Saklı pay ihlallerini bu kadar anlatmakla yetinmek istiyorum çünkü bunların örnekleri daha çok çoğaltılabilir.

Ama birçoğumuzun bilmediği bir konuya değinmek istiyorum. Bir kişi öldüğünde malvarlığının mirasçılar tarafından bölüşülmesinden evvel oradaki malvarlığından alınması gereken bazı harcamalar vardır. Bu harcamalara miras bırakanın varsa sağlığında yaptığı ve ödenmesi gereken borçları, cenaze masrafları( buraya mevlit, yemek dağıtma gibi şeylerde dâhildir.), miras bırakanın sağlığında beraber yaşadığı kişi veya kişilerin üç aylık giderleri örnek verilebilir.

Ennur GİRGİN

girginennur@gmail.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol