banner124

İlkeler ittifakı yapılmalı

Saadet Partisi Çanakkale İl Başkanı Süleyman Saçıkara, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

İlkeler ittifakı yapılmalı

Saadet Partisi Çanakkale İl Başkanı Süleyman Saçıkara, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

05 Mart 2018 Pazartesi 14:08
İlkeler ittifakı yapılmalı

Gündemin en sıcak konularını değerlendiren Saadet Partisi Çanakkale İl Başkanı Süleyman Saçıkara, 28 Şubat Darbesi, ittifak görüşmeleri,  FETÖ ile mücadele,  hukuk sistemi ve Zeytin Dalı Harekatı’na değindi. Saçıkara konuşmasına, Şubat ayının yakın tarihimiz açısından çok önemli olduğuna dikkat çekerek;  “27 Şubat tarihinin Türkiye’nin milli ve manevi kalkınmasına öncülük etmiş, İslam dünyasına ufuk açmış, yön çizmiş bir büyük liderin, Erbakan’ın vefatının 7. yıldönümü. Diğeri ise 28 Şubat. Ülkenin geleceğine ipotek koymuş, antidemokratik kirli bir darbenin 21’inci yılıdır” dedi.

28 Şubat’ta milletin emeği çalındı

“60 ihtilali, 71 muhtırası, 80 darbesi, 28 Şubat postmodern darbesi ve son olarak 15 Temmuz hain kalkışmasıdır” diyen Saçıkara; “Demokratik hayatımız neredeyse her 10 yılda bir darbelerle kesintiye uğratılmıştır. Ama tüm bu darbelerin içinde en sinsi ve en kirli olanlarından birisi 28 Şubat darbesidir. Çünkü 28 Şubat darbesi ile sadece demokrasi değil bu milletin, bu ülkenin geleceği çalınmıştır. Çalışanın emeği, fakir fukaranın ekmeği çalınmıştır. Topyekûn bir milletin umudu, gelecek hayalleri çalınmıştır. Çünkü ne irtica, ne şu, ne bu 28 Şubat’ın iki sebebi vardır. Biri, rantiyecilere giden hortumun kesilerek, milletin hakkının millete aktarılması. Diğeri ise D-8’lerin kurulmasıdır.  Birincisi içerideki işbirlikçi rantiyeyi, diğeri de dışarıdaki emperyalistleri rahatsız etmiştir” şeklinde konuştu.

28 Şubat sonuçları kadar ağır ve ahlaksızdır

28 Şubat darbesinin siyasi sonuçlarından çok ekonomik sonuçlarının ağır olduğunu hatırlatan Saçıkara; “Ekonomik sonuçları en az siyasi sonuçları kadar ağır ve ahlaksızdır. Örnek olsun diye sadece bir rakam vermek istiyorum;  28 Şubat irtica yaygarasının altında, 22’si özel 4’ü devlet bankası olmak üzere tam 26 tane bankanın içi boşaltılmıştır.   Sadece bu soygunun millete maliyeti 50 milyar doların üzerindedir.  Ne demek 50 milyar dolar! Daha iyi anlaşılsın diye bir kıyas yapmak istiyorum.  SEKA 'ları sattık.  Tekel 'i Telekom 'u, Tüpraş’ı, Petkim’i sattık.  119 anonim şirketi ve 216 işletmeyi sattık.  Onlarca limanı, tersaneyi sattık. Şimdi elde kalan son fabrikaları, 14 Şeker fabrikasını da satılığa çıkardılar. Peki, tümünden elde edilen ve edilecek gelir ne kadar? 50 milyar dolar etmiyor.” ifadelerini kullandı.

Kimse kimseyi kandırmasın

Saçıkara sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Kimse kimseyi kandırmasın.  28 Şubat'la hesaplaşmak bankalardan bir gecede 50 milyar doları hortumlayanların yakasına yapışmakla olur. 28 Şubat’la hesaplaşmak,  1 yılda faize 70 milyar ödemekle değil, tıpkı Erbakan gibi 1 yılda Denk bütçe yapmakla olur.  28 Şubat’la hesaplaşmak ABD ile ortak mekanizma kurmakla değil. D-8’lere sahip çıkmakla olur. 28 Şubat’la hesaplaşmak şeker fabrikalarını haraç mezat satmakla değil, 14 şeker fabrikası daha yapmakla olur.  Atanamayan öğretmeni atamakla olur. Emekliyi, asgari ücretliyi, taşeron işçiyi açlığa mahkûm etmekle değil milletin hakkını millete vermekle olur.”

İstikrarlı bir gerileme var

Hukuk sistemi ile ilgili eleştirilerde de bulunan Saçıkara; “Adalet gibi böylesine önemli bir konuda tablo ne?  ‘Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ne göre; Türkiye 2014'te 113 ülke arasında 59’uncu sırada iken         2015'te 80’inci sıraya,     2016'da 99'uncu sıraya, 2017 yılında ise 101’inci sıraya gerilemiş.  Hani iktidar hep ‘istikrar, istikrar’ diyor ya. Gerçekten bu konuda tam bir istikrar var. Türkiye istikrarlı bir şekilde geriliyor”  diye konuştu.

Hükümet bu konuyu araştırmalı

Mersin’de yapılan bazı tutuklamalarla ilgili Saadet Partisi’ne çok ciddi ve vahim bilgilerin ulaştığını söyleyen Saçıkara; “FETÖ şüphelisi olarak gözaltına alınan hanımların başörtülerinin zorla alındığı, başlarının zorla açtırıldığı iddia ediliyor.  28 Şubat’ta içeri alınanlara böyle bir şey yapılmamıştı. Üniversitelerde yapıldı ancak bu kadar ileriye gidilmedi.  Sadece ibadet etmek istediklerinde kendilerine verildiği belirtiliyor.  Nezarethane 24 saat gözetim altında. Erkek güvenlik görevlileri tarafından takip ediliyor.  Başka iddialarda var ama şimdilik çok fazla detaya inmek istemiyorum.  Bu iddialar doğru mu? Zorla başörtüsü çıkarma sadece Mersin’deki gözaltılara ait bir uygulama mı yoksa Türkiye genelinde yaygın bir durum mu? Güvenlik gerekçesi ile alındığı söyleniyorsa etek, pantolon, gömlek, tişört değil de sadece başörtüsü mü güvenlik açısından tehlike oluşturuyor? Bizim sözlerimiz her zaman hükümete uyarı mahiyetindedir. Bir gerçeği gün yüzüne çıkarmak için söylüyorum.  Eğer bize yanlış bilgi ulaştıysa hükümetin biran önce buna ilişkin inceleme başlatmasını istiyoruz. Sonuna kadar konunun takipçisi olacağız” diye uyardı.

Pinpon topu gibi oynuyorlar

Hükümetin OHAL’leri ve KHK’ları FETÖ’ya dayandırarak sürekli yenilediğini söyleyen Saçıkara, “Aslında tam olarak mücadele edilemediğini görüyoruz. Böyle sinsi bir hareketle böyle mücadele edilmez. Pinpon topu ile oynar gibi hükümetle oynuyorlar. Kim onlar 15 Temmuz Darbesi’ni planlayanlardır.  Hükümet bu durum kaşsında ne yaptığının farkında değil. Binlerce on binlerce masum insanı mağdur ediyor. Mersin’de karşılana hadise de budur.  Bunun hükümete bir fayda sağlamadığı da görülüyor. Bunu kim planlıyor. Bunu çözmeden FETÖ ile mücadelede başarılı olunamaz” dedi.

Birlik ve beraberliği artırmalıyız

Afrin’de devam eden Zeytin Dalı Harekâtı’na da değinen Saçıkara; “Allah askerimizin ve milletimizin yardımcısı olsun.  Hiç şüphe yok ki; ülke olarak tarihin en kritik, en hassas dönemlerinden birini yaşıyoruz. Dört bir yandan kuşatma altındayız. Türkiye üzerinde emelleri bulunan herkes adeta fırsat kolluyor.  Bu kuşatmayı kırmanın ilk şartı milletimiz içinde birlik ve beraberliği sağlamaktır.  Huzur, adalet ve kardeşliği sağlayacak adımları atmaktır.  Bin düşünüp bir konuşmaktır. Hükümetin uluslararası sahada bulanan ve aynı tehlikede olan ülkeleri bir araya getirmesidir. Bu zor bir durumdur. Ancak yapılabilir. Hükümete fayda sağlar. Erbakan hocamız zamanında D8 ile bunu yapabilir.” diye konuştu.

İlkeler ittifakına önem veriyoruz

İlkeler ittifakına önem verdiklerine dikkat çeken Saçıkara; “Herkesin bloklaşmaya götürecek bir zihin aritmetiği yapıyor. Biz aslında açıkça söylüyoruz. Siyasette ittifaklar ilkeler üzerinde yapılmalıdır. Projeler, stratejiler üzerinde yapılmalıdır.  İktidara geldiğimizde biz problemleri nasıl çözeriz bunu üzerinde ittifak yapmalıyız.  Dış politika,  ekonomi, tarım, sanayi, hayvancılık, eğitim ve hukuk problemlerinin nasıl çözüleceği konusunda anlaşması gerekiyor. Ancak bu bir platform üzerinde partilerin fikirlerini ve düşüncelerini ifade edebilirler.  Sadece ifade etmekle kalmaz karşı fikirleri de dinler.  Bundan dolayı biz ayrıştırmadan, kutuplaşmadan yana değiliz. ‘Cumhur İttifakı’nın hangi temeller üzerine yapıldığını da bilmiyoruz.  Gördüğümüz tablo o ki sadece önümüzdeki seçimlerde başarı elde edebilirler. Peki, başarı elde edildikten sonra ne yapılacak. Bugün ki ekonomik sistemin aynı ile yola devam mı edinilecek ise felakete gidiyoruz.  Seçimin daha ne zaman yapılacağı belli olamazken, ülkeyi ikiye bölmenin bir anlamı yok. Birbirimizi dinleyelim. Birbirimize meydan okumayalım. Önümüzdeki seçimler kutuplaşmayı artırabilir. Başkanlık sistemi bu hali ile kutuplaşmayı yönlendiriyorlar. Bizim yaklaşımımız hala aynı. Başta ne söylediysek bugün aynı şeyi söylüyoruz. Türkiye şuan iktidarın yanlış politikaları yüzünden bu seviyeye geldi.  Hükümetin bu konuda düşündürmesini istiyoruz. Aksi takdirde bu problemler çözülmez. Biz ittifakta ilkelerimizi belirteceğiz. İlkelerimizin başında hukukun üstünlüğü geliyor. Kuvvetler ayrılığı geliyor. Siz kuvvetler ayrılığını sağlayamazsanız. Bu diktaya yönelir.” şeklinde konuştu.

Çanakkale Hedef Gazetesi

Anahtar Kelimeler:
SaadetPartisi
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol